10 Kasım 2012 Cumartesi

Enderunlu Vâsıf'ın "Var" Redifli Gazeli

Ne beyân-ı hâle cür'et ne figâna tâkatim var
Ne recâ-yı vasla gayret ne firâka kudretim var

Yanayım mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden
Hele derd ü firkatinden sana bin şikâyetim var

Nice etmem âh ü efgân beni yâre geçti yârân
Nigeh etmez oldu cânân buna pek kasâvetim var

Düşeli o bâd-ı kâra gönül oldu pâre pâre
Çekerim gam ne çâre gönül geçemem mahabbetim var

O fısıltıyı işittim düşüp ardlarına gittim
Yanılıp bir işdir ettim şu kadar kabâhatim var

Gece bir yere varılmış orada biri sarılmış
Bana yâ niçin darılmış duyarım ferâsetim var

Geziyordun eşbeh eşbeh dedi her kimim görse peh peh
Beri gel ki sana ey meh dahi çok hikâyetim var

Lebin olmuş ayn-ı şerbet gönül istek etti gâyet
Edemem tahammül elbet öperim harâretim var

O meh işte bana nisbet ediyor seninle ülfet
Bana Vâsıf açma sohbet sana pek adâvetim var

7 Kasım 2012 Çarşamba

Bir Mezar Taşı

Elimizde Osmanlı'nın son dönemlerine ait bir fotoğraf var. Fotoğrafta Osmanlı mezarlığı içerisinde bir mezar taşı ve mezarın yanı başında oturan bir kadıncağız görülüyor. Mezar taşı daha on dokuzunda loğusa döşeğinde iken hayata gözlerini kapamış bir hanımcağıza ait. Osmanlıca okuma bilmeyenler için mezar taşında yazılanları aktaralım:

Âh mine'l-firâk
Bu cihân bağına geldim bir mürüvvet görmedim
Derdime derman aradım bir ilâcın bulmadım
Âh ile zâr kılarak tâzeliğime doymadım
Çün ecel peymânesi dolmuş murâdım almadım
Nişân-ı Hümâyûn kapı çukadârı
Es-Seyyid Hüseyin Efendi'nin kerimesi
On dokuz yaşında iken loğusa
Döşeğinde irtihâl eden Fatma..
Hanım'ın ruhiyçün el-fatiha
Sene 1296

10 Ekim 2012 Çarşamba

Binbaşı Çerkez Hasan Bey

Çerkez Hasan Bey, Sultan Abdülaziz'in kayınbiraderiydi. Sultan Abdülaziz darbeyle tahttan indirilince ablası Neşerek Kadınefendi de darbecilerin zulmüne uğradı. Topkapı Sarayı'na nakli sırasında çeşitli tacizlere uğrayan Kadınefendi'nin üzerinden değerli eşyalarıyla birlikte şalı da çekilip alındı. Denizden geçişi esnasında şalının da alınmış olmasından dolayı yağmura maruz kaldı. Sultan Abdülaziz'in bileklerinin kesilip şehit edilmesi olayına da haylice üzülen Neşerek Kadınefendi kısa bir süre sonra vefat etti. Yaşanan olayların sorumlularına diş bileyen Hasan Bey intikam almayı aklına koymuştu. Bu zulümlere bir dur diyen olmalıydı. Hasan Bey baştan ayağa silahlandı ve Serasker Hüseyin Avni Paşa'nın konağına gitti. Mithat Paşa'nın konağında olduğunu haber verdiklerinde doğruca Beyazıt'a koştu. Mithat Paşa'nın konağına girmekte sıkıntı yaşamadı zira kendisi de bir askerdi. Konağı basan Hasan Bey, Serasker Hüseyin Avni Paşa'yı ve birkaç kişiyi oracıkta öldürdü. Mithat Paşa ve bazıları kaçmayı başardılar. Olay üzerine odaya giren askerler Hasan Bey'i yakaladılar. Askerlerin başında bulunan kumandan Hasan Bey'e ağır hakaretler savurunca Hasan Bey ayağına saklamış olduğu ufak bir tabancayla onu da vurdu. Sonrasında sorguya çekilen Hasan Bey idama mahkum edildi ve Beyazıt Meydanı'nda asıldı. Ahali, Çerkez Hasan Bey'in ölümüne çok üzülmüş, Hüseyin Avni Paşa gibi bir kötülük abidesinin ölümüne ise sevinmiştir.

30 Eylül 2012 Pazar

Eylül



Bugün Eylül'ün son günü.. 
Eylül ayının bende yeri başkadır. Garip duygular yaşatır hep bana. Yılgınlık, bıkkınlık, hüzün; uçuşan yapraklar, püfür püfür esen rüzgâr, şakır şakır yağan yağmur.. Sonbaharın habercisi, sararmış yaprakların efendisi.. Eylül..
Gerçi bu sene Eylül'ün nasıl geçtiğini pek de idrak edemesem de yine de kendisine has duyguları bana sunmaya devam ediyor..
Bir zamanlar yazmış olduğum Eylül şiirini sunuyorum hazan ve hüzün ayına..



Ruhumda derin izler bırakan Eylül
Bakma bana öyle zelil ve melûl
Kaldır başını gözlerime bak
Hiç olmazsa yüzüme bir lahzacık gül!
                              (Şiir: Hüseyin Polat)

3 Eylül 2012 Pazartesi

Kıskanç

Yüzlerce kez dinledik belki bu şarkıyı.. Gelin görün ki kimin eseri olduğundan birçoğumuz bî-haberizdir.. Evet, "Kıskanç" adlı şiir Faruk Nafiz'in eseri.. 



Kıskanç
Sakın, bir söz söyleme.. Yüzüme bakma, sakın
Sesini duyan olur, sana göz koyan olur
Düşmanımdır seni kim bulursa cana yakın
Anan bile okşasa benim bağrım kan olur.
*
Dilerim Tanrı'dan ki sana açık kucaklar
Bir daha kapanmadan kara toprakla dolsun
Kan tükürsün adını candan anan dudaklar
Sana benim gözümle bakan gözler kör olsun!

Ankara, 1927
Faruk Nafiz

(Zeki Müren'den dinlemek isteyenler için)

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Bayramınız Kutlu Olsun


Hüseyin
Iyd-i said-i fıtri tebrik ile kesb-i şeref eyler ;)

(Ramazan Bayramınız mübarek olsun efendim)

17 Temmuz 2012 Salı

Enver Paşa'nın Askere Hitabı


Başkumandanlık Vekaletinin Beyannamesi Suretidir

Arkadaşlar!

Sevgili Başkumandanımız, Halife-i Zişan Efendimiz Hazretleri’nin irade-i seniyyelerini tebliğ ediyorum. Allah’ın inayeti, Peygamberimiz’in imdad-ı ruhaniyesi ve mübarek padişahımızın hayır duasıyla ordumuz düşmanlarımızı kahredecektir. Bugüne kadar karada ve denizde zâbit ve asker kardeşlerimin gösterdikleri kahramanlıklar düşmanlarımızın perişan olacaklarına en büyük delildir.

Ancak her zâbit, her asker unutmamalıdır ki harp meydanı fedakârlık meydanıdır. Orada hangi asker daha ileri atılır, hangi asker düşmanın şarapnel ve kurşunlarından yılmayarak ayak direr, sonuna kadar sebat ederse o asker mutlaka kazanır. Tarih şahittir ki Osmanlı askerinden sebatlı, Osmanlı askerinden fedakâr hiçbir asker yoktur. Şanlı babalarımız başımızın ucunda bizim ne yapacağımıza bakıyor. Eğer onların hakiki evladı olduğumuzu göstermek, bizden sonra geleceklerin lanetlerinden kurtulmak istiyorsak çalışalım.

Zincirler altında inleyen üç yüz milyon İslâm ve eski vatandaşlarımız hep bizim muzafferiyetimize dua ediyor. Ölümden kimse kurtulmayacaktır. Ne mutlu ileri gidenlere, ne mutlu vatan yolunda şehit olanlara…
İleri! Daima ileri ki zafer, şan, şehadet, cennet hep ileride; ölüm ve zillet geridedir. Mübarek ve mukaddes şehitlerimizin ruhuna “fatiha”

Padişahım Çok Yaşa!

Başkumandan Vekili
Enver

[Günümüz Türkçesine çeviren: beyzade25]