28 Aralık 2012 Cuma

Karı Dırıltısından Ölen Halil Ağa

Yanlış hatırlamıyorsam Merkez Efendi Mezarlığı'nda yer alıyordu.. Karıları ve annesinin çekişmeleri arasında hayatından bezmiş olan Halil Ağa, ölmeden vasiyet etmiş sanırım mezar taşıma karı dırıltısından öldü yazın diye.. Ve öyle de yapmışlar nitekim..
       Mezar taşının eski bir fotoğrafı                                                        Mezar taşının günümüzdeki hâli

Mezar taşında yazanlar:
El-Bâki
Merhûm ve mağfûr ila rahmeti rabbihil gafûr
Karı dırıltısından vefat eden es-seyyid Halil Ağa'nın
Ruhuna Fatiha 
Sene 1260 (Miladî 1844)

4 Aralık 2012 Salı

Köse Raif Paşa

Raif Efendi köse bir zât imiş ve zamanında paşa olmuş.. Münif Paşa ise Raif Paşa'nın bu durumunu mizahî bir şekilde şöyle anlatmış :

Üç tuğlu vezir olurmuş evvel
Üç tüylüsü şimdi oldu peydâ
Üç tuğ ile üç tüyü kıyas et
Devlet ne imiş, ne oldu hâlâ..


Sultan Abdulhamid Han'ın El Yazısıyla..

Allah tura aziz mîdârem bes
Ba izzeti ân ki nist mânend tû kes
Allah der in vakıa destem gîr
Allah hemîn zaman be feryâdem bes
Abdulhamid

(Allah'ım seni aziz saymam bana kâfidir
Öyle bir izzet ki, hiçbir şey ona eş olamaz
Allah'ım bu hadisede benim elimden tut
Allah'ım tam bu zamanda benim feryadıma yetiş)



10 Kasım 2012 Cumartesi

Enderunlu Vâsıf'ın "Var" Redifli Gazeli

Ne beyân-ı hâle cür'et ne figâna tâkatim var
Ne recâ-yı vasla gayret ne firâka kudretim var

Yanayım mı hasretinden geçeyim mi ülfetinden
Hele derd ü firkatinden sana bin şikâyetim var

Nice etmem âh ü efgân beni yâre geçti yârân
Nigeh etmez oldu cânân buna pek kasâvetim var

Düşeli o bâd-ı kâra gönül oldu pâre pâre
Çekerim gam ne çâre gönül geçemem mahabbetim var

O fısıltıyı işittim düşüp ardlarına gittim
Yanılıp bir işdir ettim şu kadar kabâhatim var

Gece bir yere varılmış orada biri sarılmış
Bana yâ niçin darılmış duyarım ferâsetim var

Geziyordun eşbeh eşbeh dedi her kimim görse peh peh
Beri gel ki sana ey meh dahi çok hikâyetim var

Lebin olmuş ayn-ı şerbet gönül istek etti gâyet
Edemem tahammül elbet öperim harâretim var

O meh işte bana nisbet ediyor seninle ülfet
Bana Vâsıf açma sohbet sana pek adâvetim var

7 Kasım 2012 Çarşamba

Bir Mezar Taşı

Elimizde Osmanlı'nın son dönemlerine ait bir fotoğraf var. Fotoğrafta Osmanlı mezarlığı içerisinde bir mezar taşı ve mezarın yanı başında oturan bir kadıncağız görülüyor. Mezar taşı daha on dokuzunda loğusa döşeğinde iken hayata gözlerini kapamış bir hanımcağıza ait. Osmanlıca okuma bilmeyenler için mezar taşında yazılanları aktaralım:

Âh mine'l-firâk
Bu cihân bağına geldim bir mürüvvet görmedim
Derdime derman aradım bir ilâcın bulmadım
Âh ile zâr kılarak tâzeliğime doymadım
Çün ecel peymânesi dolmuş murâdım almadım
Nişân-ı Hümâyûn kapı çukadârı
Es-Seyyid Hüseyin Efendi'nin kerimesi
On dokuz yaşında iken loğusa
Döşeğinde irtihâl eden Fatma..
Hanım'ın ruhiyçün el-fatiha
Sene 1296

10 Ekim 2012 Çarşamba

Binbaşı Çerkez Hasan Bey

Çerkez Hasan Bey, Sultan Abdülaziz'in kayınbiraderiydi. Sultan Abdülaziz darbeyle tahttan indirilince ablası Neşerek Kadınefendi de darbecilerin zulmüne uğradı. Topkapı Sarayı'na nakli sırasında çeşitli tacizlere uğrayan Kadınefendi'nin üzerinden değerli eşyalarıyla birlikte şalı da çekilip alındı. Denizden geçişi esnasında şalının da alınmış olmasından dolayı yağmura maruz kaldı. Sultan Abdülaziz'in bileklerinin kesilip şehit edilmesi olayına da haylice üzülen Neşerek Kadınefendi kısa bir süre sonra vefat etti. Yaşanan olayların sorumlularına diş bileyen Hasan Bey intikam almayı aklına koymuştu. Bu zulümlere bir dur diyen olmalıydı. Hasan Bey baştan ayağa silahlandı ve Serasker Hüseyin Avni Paşa'nın konağına gitti. Mithat Paşa'nın konağında olduğunu haber verdiklerinde doğruca Beyazıt'a koştu. Mithat Paşa'nın konağına girmekte sıkıntı yaşamadı zira kendisi de bir askerdi. Konağı basan Hasan Bey, Serasker Hüseyin Avni Paşa'yı ve birkaç kişiyi oracıkta öldürdü. Mithat Paşa ve bazıları kaçmayı başardılar. Olay üzerine odaya giren askerler Hasan Bey'i yakaladılar. Askerlerin başında bulunan kumandan Hasan Bey'e ağır hakaretler savurunca Hasan Bey ayağına saklamış olduğu ufak bir tabancayla onu da vurdu. Sonrasında sorguya çekilen Hasan Bey idama mahkum edildi ve Beyazıt Meydanı'nda asıldı. Ahali, Çerkez Hasan Bey'in ölümüne çok üzülmüş, Hüseyin Avni Paşa gibi bir kötülük abidesinin ölümüne ise sevinmiştir.

30 Eylül 2012 Pazar

Eylül



Bugün Eylül'ün son günü.. 
Eylül ayının bende yeri başkadır. Garip duygular yaşatır hep bana. Yılgınlık, bıkkınlık, hüzün; uçuşan yapraklar, püfür püfür esen rüzgâr, şakır şakır yağan yağmur.. Sonbaharın habercisi, sararmış yaprakların efendisi.. Eylül..
Gerçi bu sene Eylül'ün nasıl geçtiğini pek de idrak edemesem de yine de kendisine has duyguları bana sunmaya devam ediyor..
Bir zamanlar yazmış olduğum Eylül şiirini sunuyorum hazan ve hüzün ayına..



Ruhumda derin izler bırakan Eylül
Bakma bana öyle zelil ve melûl
Kaldır başını gözlerime bak
Hiç olmazsa yüzüme bir lahzacık gül!
                              (Şiir: Hüseyin Polat)