6 Şubat 2012 Pazartesi

Ölüm Düsünceleri

Sen o kadar acı ve siyahsın ki, ey ölüm, tasvirinle hayal ufuklarıma geceler yağdırırsın! Yığın yığın siyah ve soğuk geceler… O kadar hırçın ve tırmalayıcı, yaralayıcı ve parçalayan geceler ki, bütün benliğim onlarla uğraşa uğraşa, didine didine nihayet aciz ve bitkin bir şekilde, ümitsizlik dolu feryat ile mağlubiyetini itiraf eder. O zaman o yaralayıcı ve parçalayıcı geceler sabırsız bir muzaffer ordu gibi hayal semalarımı istila eder. Aciz ve bitkin benliğim, gecenin bu galip ordusunun ayakları altında ezilir. Ve nihayet saatlerce süren bu cenk hengamesi kalbimde silinmez bir iz bırakarak söner..

Of, ey acı ve siyah dakika, sen o kadar kesin bir gelişsin ki…


Senden sonra gerçek bir dinlenmeyi hayal ettiğim halde yine korkuyorum. Öyle sanıyorum ki sen beni en ummadığım ve en istemediğim zamanda vuracaksın. Ohh, bir gün, bir saat müsaade… Ne olur, bak şu kadının gözleri neler vaat ediyor… Yarım saat sabret, işte şurada o beni bekliyor, haber vereyim de geleyim…

Hayır… Sen bütün acze düşürücülüğünle üzerime yüklenerek bana acı bir darbe ile azaplar vereceksin, hayat bana lazımdır, sen beni sürükleyeceksin… Ah zalim! Her kalpte senin tırnaklarınla açılmış hicran yaraları vardır.

Seni düşündükçe donuyorum. Of, ben seni hiç istemem, ben seven ve sevilen mesut ve saf bir hayatın çiçeklerle donatılmış kollarında sonsuza dek neşeli ve bahtiyar olarak yaşamak isterim. 


(Celal Sahir, 1900)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder